Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

    Yazar Rumuzu: yeniçeri4152
    Eser Sıra Numarası: 220214eser36


                             BÜYÜMEKTEN KORKUYORUM
Biz insanlar binlerce yıldır bir arada yaşıyoruz. Geçiniyoruz geçinemiyoruz onu bilemem. Hayata mutlu gözlerle bakmak hepimizin hayali, belki de herkesi mutlu görmek.Kendi mutluluğumuzu korumak için kaygılanan bizler, farkında olmadan mutluluğumuzu yitiriyoruz. “Kendimi ileride nerede görüyorum?”, “Ne zaman rahata ereceğim?” gibi sorularla adeta ruhlarımızı öldürüyoruz.Elimizde olanlardan o kadar habersiziz ki. Çocuğumuzun önüne bir bardak sütü koyarken bile o sütü çocuğunun önüne koyamayan anneyi düşünemiyoruz ne yazık ki. Hep bir şeyleri garanti altına almanın peşindeyiz. Evim olsun,  güzel bir arabam olsun, çocuklar iyi yerde okusun, param da olsun, aman ağzımızın tadı kaçmasın…Kardeşim sen tam olarak ne zaman mutlu olmayı düşünüyorsun? İstersen mutluluğunu da planlarının bir yerlerine sıkıştırıver.Biz tüketiyoruz. Sadece tüketiyoruz. Mutluluğu tüketmekte buluyoruz. Bir uyuşturucu gibi damarlarımızda dolaşıyor “tüketim” alışkanlığımız. Etkisi geçince mutsuzluğumuz başlıyor. Sonra ileriyi düşünmeye başlıyoruz. “Hanım, ileride buralar çok değerlenecek.”

Bir kaplumbağa gibi yaşamalı hayatı. Kaplumbağa var ya, şu araba olanlardan. Haydi gelin her birimiz birer kaplumbağa olalım. Sevimli ve alçakgönüllü. Ama capcanlı.Kırmızı bir kaplumbağa. Nereye varacağımızı bilmeden, yolda kalmaktan korkmadan yürüyelim hayatta. Yavaş yaşayalım ne dersiniz? Hayatın her anından keyif alalım. “An”ı kaçırmayalım. Sonuçta çocuğumuz her istediğinde derin bir nefes alabiliyor değil mi? Biz birbirimizi unutmayalım olmaz mı? Dünyayı değiştiremez miyiz artık? Sokakta karşılıksız iyilikler yapabilir miyiz yine eskisi gibi? Hayallerimize dokunamaz mıyız sizce? Hani küçüğün büyük hayalleri vardır ya, biz büyüdükçe küçülen hayaller. İşte o hayallerimizi canlı tutamaz mıyız en azından kalplerimizde? Hadi eşiniz kulede kurtarılmayı bekleyen prensesiniz olsun, kurtarın onu. Ya da kocanız beyaz atlı prensiniz olsun. Beyaz arabanız, atınız olsun. Beyaz da olmasın hatta siz hangi rengi isterseniz o renk olsun. Hayatınız renkli olsun artık. Hayal âleminde yaşayın bazen ne olacak? Gelecek “kaygı”landırmasın, korkutmasın sizi. Heyecanlandırsın. Siz yine sıkıca sarılın hayallerinize ve mutlu anlarınıza…Evet,hepimizin kaygıları var geleceğe dair. İster istemez kemiriyor onlar içimizi.Benim de var, ne yalan söyleyeyim. Sevmeyi unutmaktan korkuyorum mesela ben.O duygunun insana verdiği huzuru ve heyecanı unutmak.Hayata nefretle bakma duygusunu tatmaktan korkuyorum.O acı, sert duyguyu.Yapacak hiçbir şeyimin kalmamasından ve insanlara karşılıksız iyilik yapmayı unutmaktan korkuyorum.Çünkü hayat kimi zaman izin vermiyor işte, iyi olmaya.Para, hırs,tüketim,çıkar canavarları insanın kanını almaya çalışıyor.Alabiliyorlar da.Ne yazık ki alabiliyorlar.

Hayatımızı, sevgimizi ve mutluluğumuzu da götürüyorlar. İnsan nehir olup akmak dururken sel olup taşıyor.Güneş olup açmak varken karanlık olup çöküyor.Hergün gözyaşları kuruyor.Ben gözyaşlarımın kurumasından korkuyorum. Başkasının derdiyle dertlenememekten.Belki de ileride hiç sahip olmayacağım paranın hayatımı mahvetmesinden korkuyorum. Parası olmayanın yüzüne bakılmadığı bir ülkede yaşamak düşüncesi içimi kemiriyor.Kelimelerimin beni terk etmesinden korkuyorum. Çoğu zaman tek dostum olan kelimelerimin ve onların dansını, eşsiz dansını seyredememekten de.Şarkıların beni anlatamadığı günlerle yüzleşmekten korkuyorum.Onlarda kendimi bulduğum ve kendimi kaybetmeyi özlediğim günlerin gelmesini istemiyorum.Hayat beni aydınlık görünen karanlık geleceğe itelerken ben onun zincirlerinden kurtulmaya çalışıyorum.Ama herkesin bu kervana katıldığını görünce pes ediyorum. Bir kişi bile yok mu diye sitem ediyorum hayata.Ama en çok da hayatımı bir masala dönüştürecek periyi bulamamaktan korkuyorum, büyük dünyamdaki küçük hayallerimi kaybetmekten.
Aslında ben sadece büyümekten korkuyorum...