Konusu
" Öngörme becerisine sahip insanoğlu geleceğe yönelik endişelerini de çoğu zaman içinde taşır. Sizinkiler nelerdir? “

Yazar Rumuzu: zamansız2548
Eser Sıra Numarası: 230214eser90


                                                UMUDUM İNSAN

      Yıllardır söylenildiği gibi, 'düşünen' insanlar yetiştirmeyi başardık. Ancak düşünceleri, idealleri doğrultusunda yaşama fırsatı bulamayan, bundan kaynaklanan özgüvensizlikleriyle “yaşamak yerine”, “yaşamak hakkında düşünen insanlar” yetiştirdik. Hayalleri gerçeklikten kopamayatı, ancak ekranlarda gördükleri renkler kadar renkli olabilen, soluk renkler içerisindeki kesitlerde yaşıyoruz. Dengeyi sağlayamamış, omuzlan düşünceler altında ezilen bu cam kenarı çocukları, siyaha bürünmüş yollarımızda ilerliyorlar. Kahkahalardan rahatsız olan zihinleriyle gözlerini birbirlerinden kaçırıyorlar, görmekten korkuyorlar.

Başkalarının zevklerini, gülüşlerini kendi yüzüne çalan bu zihinler yeni olanı üretebilmek, ileriye gidebilmek için değil de durumlarım koruyarak, günü zararsız kapatabilmek için çalışıyorlar.

"Bu Dünyaya istediğimiz gibi gelmedik, istediğimiz gibi gidemeyiz" diyor -bir yazar- ancak aradaki bu süreyi yaşamamak, cevabı olmayan sorularla kendilerini oyalayan, yaşlılıklarında rahat edebilmek için tüm hayatlarını bir yaşanmışlık hikayesi olarak kapatan bir çoğunluk oluşturuyor. Tüm bu yapılanlar, yaptıklarımız çarkları döndürmekten ibaretken; tüm bu çarkların verdiği, siyah camdan sızan, 'medeniyeti aydınlatan' ışık bize gün geçtikçe insanlığımızı unutturuyor, masumiyetimizi, içi dolu olan gülümseyişlerimizi hikayemizin başlarında bir kenara bıraktırıyor."

Öyle ki, kapıldığımız bu karamsarlığın sebebi, insana olan umudumuzu dahi yitiriyor olmamızdır. İnsanlar kendilerine duydukları saygıyla değil, başkalarının çıkarlarıyla kısıtlanıyorlar; her geçen gün kısıtlamalar arttırılıyor, daha gerekli görülüyorlar.

      Gördüğümüz tüm yanlışları düzeltmek için çabalamak, ama insanlığı değiştirmeden önce, Tolstoy'un dediği gibi, kendimizi değiştirmeyi düşünmeliyiz. İnanmadan, yola çıkmadan, elimizi kaldırmadan önce insan olabilmeliyiz. Acıyı görmezden gelen gözlerimizden, sadece kendisi için şeritleri ezebilen bencil benliğimizden, güçsüzün yüzünde çıkan bu ellerimizin izinden utanabilmeliyiz! "Sorumluluğunu taşıyabileceğimiz fikrin adamları" olabilmek için gerektiğinde kağıtları, gerektiğinde ayakkabılarımızı eskitmekten korkmamalıyız.Ve inanın bana, bir kağıt parçasına sığdırılamaz insan.